Türkçe Çeviri ve İngilizce Çeviri Yaparken İngilizce Sözlük Kullanımı

Çeviri yapmayı öğreten Türkçe yapıtlardan tarih sıralamasına göre ilk yayın, 1982’de yayınlanmış özel alan çevirisine yönelik olan Fen ve Kimya Fakülteleri için Türkçe Çeviri Kılavuzu adlı yapıttır. Bu yapıtta “tümce ve metin” ölçüt olarak seçilmekle birlikte, çeviriye değin kuramsal olarak hiçbir dayanaktan yola çıkılmamıştır. Bunun yerine, dil bilgisel ayrıma dayalı metin örneklerine yer verildiği görülür. Oysa çeviri bilim kapsamında bu ulamlamanın hiç değilse metin türüne göre yapılması gerekir. Öte yandan, bu yapıtta terimce dışında hiçbir açıklamada bulunulmamış olması, özel alan çevirisinin o dönemde terminoloji bilgisiyle sınırlı olduğunu gösterir. Yazarın çeviri yöntemi olarak dil bilgisel çözümlemeyi seçtiği, dil bilgisel başlıklara uygun olarak özel alandan tercih ettiği örnek tümce ve metinlerden anlaşılır. İşte bu yüzden, söz konusu yapıtın ancak “dilbilgisi yetisini” geliştirmeye yarayabilecek örnekleyici bir tutum sergilediği öne sürülebilir. Öte yandan, 1997’de yayınlanan “Çeviri Tekniği” adlı iki ciltlik yapıtta ise, ölçüt olarak sözcük ve tümce gibi daha küçük birimlerin seçildiği ve tümce düzeyinde dil bilgisel çözümlemeye, açıklayıcı yöntemin kullanılarak başvurulduğu görülür. Onun yönteminin de dil bilgisel örneklere dayalı açıklayıcı bir yöntem olduğu ve yine “dilbilgisi çözümleme” yetisini geliştirebileceği söylenebilir.

Bu aşamada İngilizce sözlük kaynaklarının kullanımı büyük önem teşkil eder. Bu sayılan özelliklerden yola çıkarak, bu iki yapıtın çeviri bilim açısından “dar kapsamlı” oldukları öne sürülebilir. Bundan dolayı, bu yayınların yabancı yayınlara göre çeviriye bilimsel bir etkinlik olarak bakmak bir yana, sadece dil öğrenmede kullanılan bir araç olarak bakmaya çalıştıkları görülür. Öte yandan 1999’da 11. baskısını yapan İngilizce Çeviri Kılavuzu adlı yapıtın ilk bölümünde, 1984 baskısında olduğu gibi, tümce düzeyinde dil bilgisel açıklamalara yine geniş ölçüde yer verilmekle birlikte, bu baskıya kuramsal olarak küçük bir bölüm eklendiği ve konuya göre metin türü ayrımına girildiği görülür. Kitabın ortasında yer alan kuramsal bilgi, kitabın dayanağı olmaktan çok, başvuru niteliğinde bir bilgidir. Gerçi kuramsal bilgiye ayrılan bölüm, temel amacı uygulama olan bir yapıt için yeterlidir. Üstelik kuramsal dayanağın öncelikle 1980’li yıllarda, ülkemizin önde gelen dilbilimcilerinden Berke Vardar, Akşit Göktürk, Ahmet Kocaman gibi bilim adamları tarafından aktarılması, kuramsal dayanağın erek ekinden başlatıldığını gösterir. Bununla birlikte, adı geçen bilim adamlarının çeviri alanında batıdaki gelişmelere koşut olarak başta Wills ve Newmark olmak üzere Königs ve Roller gibi çeviriye dilbilim odaklı yaklaşımda bulunan kuramcılardan yola çıktıkları görülür. Söz konusu yapıtın ilk baskının 1984 yılı olduğu düşünülecek olursa, bu kuramsal bilginin ilk basım tarihine koşut olarak çağı yakaladığı söylenebilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir